Neden madde fiyatları açıklanmıyor… TÜİK’ten eleştirilere yanıt… ‘Dayak yedik’


TÜİK Başkanı Erhan Çetinkaya, tüketim sepetinin hazırlanması ve enflasyon hesaplamasının dünya ülkelerinde nasılsa Türkiye’de de aynı şekilde yapıldığını belirtirken, “Enflasyon hesaplamasında bir şey çevirmiyoruz” dedi.

Sabah gazetesinden Önder Yılmaz’ın haberine göre TÜİK Başkanı Çetinkaya, medya kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle sohbet toplantısında, enflasyon sepeti, ENAG’la hesaplamadaki farklılıklar ve TÜİK’e yöneltilen eleştirilere yanıt verdi. Sunum ile gazetecilerin sorularının iç içe geçtiği toplantıda, enflasyonda düşüş trendi başladığı ve önümüzdeki süreçte tartışılacağına dikkat çeken Çetinkaya, konuşmasına önce TÜFE’nin tanımıyla başladı. TÜFE hesaplamasının basit olmadığını belirten Çetinkaya, TÜFE’nin *Tüketim sepeti, sınıflama, ağırlıklar, temel ve cari dönem fiyatı ile fiyat derler dönem ve kaynakları” ile hesaplanıp açıklanabildiğini kaydetti.

“TÜKETİM SEPETİNDE PİNPON TOPU YOK”

Tüketim sepetinin hesaplanması tartışmalarına değinen Çetinkaya, sepetin hazırlanmasında “Toplam harcama içinde 1/1000’den daha fazla ağırlık alan mal ve hizmetler, her Aralık ayında günceleme ile ağırlığı artan madde çeşitlerinin endekse dahil edilmesi, ağırlığı azalanların endeksten çıkarılması, madde tanımlarının gözden geçirilmesi”nin dikkate alındığını bildirdi. Çetinkaya kamuoyunda eleştirilen “pinpon topunun” güncel seride endeks sepetinde hiçbir zaman yer almadığını dile getirdi.

“DÜNYADA NEYSE BİZDE DE O”

TÜFE hesabının uluslararası kuralları bulunduğunu ve Türkiye’nin de iğden ipliğe AB’nin el kitabına uygun hesaplama yaptığını belirten Çetinkaya, *Dünyanın neresinde bu hesap hangi şekilde yapılıyorsa Türkiye’de de aynı şekilde yapıyor” diye konuştu.

“TÜİK OLARAK YEMEDİĞİMİZ DAYAK KALMADI”

1,5 yıl önce hükümetin doğalgaz indirimi nedeniyle yüzde 2’nin üzerinde çıkması beklenen Mayıs ayı enflasyonunun yüzde 0’lı küsuratta çıkması sonrası “TÜİK enflasyonu düşük gösteriyor” eleştirilerini anımsatan Çetinkaya, “TÜİK olarak yemediğimiz dayak kalmadı” ifadesini kullanırken, bu uygulamanın AB normları doğrultusunda yapıldığını hatta Avrupa Birliği İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) doğalgaz indiriminin enflasyon hesaplamasına yansıtılması görüşünü ilettiği bilgisini verdi.

“İSTANBUL BİRÇOK YERLEŞİM YERİNDEN FARKLILAŞIYOR”

TÜFE’nin yaşam maliyetini ölçmediğine ilişkin tartışalara değinen Çetinkaya, TÜFE ile İstanbul Ticaret Odası (İTO) İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi arasındaki farklılıkların neden kaynaklandığına açıklık getirdi. İTO’nın hesaplama metodolojisini 30 yıl önce TÜİK’ten aldığını belirten Çetinkaya, “çok eski ve sınırlı metodoloji ile çok sınırlı yerden fiyat alarak hesaplama yapıyor. Çünkü enflasyon ölçüm işi çok maliyetli bir iş. İTO bizim yaptığımızın küçük bir modelini yapıyor. İkinci olarak İstanbul farklılaşabilir ülkenin bir çok yerleşim yerinden farklılaşıyor. Dolayısıyla İTO’yu TÜİK’in yaptığı TÜFE hesabının tahmini gibi görmek lazım” dedi.

SEPET NASIL HAZIRLANIYOR

Çetinkaya, tüketim sepetini hazırlan için TÜİK uzmanlarının bir yıl boyunca 2 bin haneye gittiğini ve hane halkı bütçe anketi yaptıklarını ifade etti. Çetinkaya, “Sene sonu 25 bin haneye gitmiş oluyoruz, Her yıl yapıyoruz, dünyanın her yerinde böyle yapılıyor bu. Ve bu hanelerin içerisinde zenginler var, fakirler var, ortalama durumunda olanlar var. Toplumun genelini yansıtan örnekleme. Bu hanelerin harcama kalıplarına göre sepetin içinde neyin yer alıp neyin yer almayacağı belirleniyor. Sonuçta bu mal ve hizmetlerin fiyat değişimleri ağırlıklarıyla çarpılarak ortalama bir rakam hesaplanıyor. Bizim her ya aylık ve yıllık açıkladığımız şey tek bir rakam. Geçen ay yüzde 1.64 çıktı. Bunun içerisinde benzinin fiyat değişimi de var domatesinde elbisenin diş muayenesinin de saç traşının da vs. var.” dedi.

“600 BİN FİYAT HESAPLANIYOR”

Çetinkaya tüketim sepetini hesaplarken 900 madde çeşidiyle, farklı lokasyonlarda alınan 600 bin fiyatın dikkate alındığını belirtirken, bu 600 bin fiyatın tek bir değişime indirgendiği toplulaştırma hesaplamasının enflasyon rakamını ortaya koyduğunu belirtti. Çetinkaya geçmişte 500 bin fiyat topladıklarını da anımsattı.

NEDEN MAYIS 2022’DE AÇIKLAMAKTAN VAZGEÇİLDİ: MADDE SEPETİ OLDUĞU YERDE DURUYOR

Çetinkaya TÜİK’in 2022 Mayıs ayından beri madde fiyatlarını durdurması sonrasında yaşanan sert tartışmalara açıklık getirdi. TÜİK’in madde sepetini değil madde fiyatlarını durdurduğunu belirten Çetinkaya, “TÜİK’in madde sepetini durdurduğu gibi manipülatif açıklamalar oldu. Madde sepeti olduğu yerde duruyor. Gizlemek kimsenin ne yetkisinde ne öyle bir şey olabilir. Madde sepetini durdurmamızın da nedenleri var. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir ülke 7’li düzeyde fiyat açıklaması yapmıyor. Dünyanın en hızlı enflasyonunu açıklıyoruz. Bizim kadar hızlı açıklayanı yok. Bir sonraki ayın 3’ünde açıklıyoruz. Bizden sonra dünyada 7’sinde veya 10’un da açıklayanlar var” dedi. Çetinkaya nedenleri şöyle sıraladı:

“AYLIK ORTALAMA ARTIŞ, EN SON AKILDA KALAN EN YÜKSEK ARTIŞI YANSITMAZ”

“Ürün fiyatları aylık ortalama fiyatları içerdiğinden dolayı, bir sonraki ayın 3.’deki (haber bülteni günündeki) cari durumu yansıtamayabilir. Özellikle mevsimsel geçişkenliği olan taze meyve-sebze ve giyim gibi ürün veya madde denen bileşenler aslında toplulaştırılmış ve yanlış algılamaya sebep olan şeylerdi (örneğin domates 3-4 çeşidin ortalaması, benzinli otomobil: 10 aracın ortalamasıydı) Bu yüzden hiçbir ülke açıklamıyor. Fiyatlar artarken aylık ortalama artış en son akılda kalan en yüksek artışı yansıtmaz. Bir sonraki ayın 3. gününde enflasyon açıklayan başka bir ülke yok. Az sayıda ülke ayın 7’sinde birçoğu ise 10-15’i gibi açıklıyor. 2022 öncesi açıklayabiliyordunuz şimdi niye olmuyor? Çünkü 2022 öncesi İTO gibi sadece saha verisi ile (bakkal, manav, pazar, market, hastane, özel okul vb….) 2020 yılında başlayan çalışmalarla artık toplam verinin yüzde 50’si dijital olarak toplanıyor ve veri miktarı kat kat arttı (en büyük marketlerin tüm kasa verisi, web scraping vb.)”

DOKTOR MUAYENESİ VE YUMURTA FİYATI: “DAYAK YEDİK HALA DA YİYORUZ”

Çetinkaya, tüketim sepetindeki doktor muayene parası, yumurta, domates ve kira fiyatlarına ilişkin verilerdeki farklılıktan kaynaklanan tartışmalara da değindi.

Hesaplamadaki “ağırlık” ve “toplulaştırma” sistematiğine dikkat çeken Çetinkaya, Yumurta örneğini vererek Türkiye’de genel toplu tüketimin tanesi 2.57 TL olan 30’lu yumurta kolisi olduğunu, gezen, organik tavuk yumurtalarının tüketiminin ise sadece ağırlık ve toplulaştırma hesabıyla yumurta fiyatı ortalamasını 2 TL’den 2.57 TL’ye yükseltecek etkisinin olduğunu söyledi. Doktor muayene fiyatının belirlenmesinde devlet ve özel hastane ayrımı ücret ve kullanım yoğunluğuna bakıldığına dikkat çeken Çetinkaya, 600 bin fiyat bütününden bir kaçını seçip karşılaştırma yapmanın bir anlamının olmadığını dile getirdi. Çetinkaya “Önemli olan aradaki düzeylerle ilgili fiyat açıklamak değil endeks açıklamaktır. Mayıs 2022’de endeksi dörtlü seviyede açıklıyorduk 5’li seviyeye çıkardık. Ama hiçbir mana ifade etmeyen fiyatları kaldırdığımız için o zaman dayak yedik hala da yiyoruz. Ama hala bu işin tekniğini bilenler nasıl yapıldığını bilenler dayat atmaktan vazgeçtiler” ifadelerini kullandı.

KİRA ARTIŞI: “ÖYLE BİR ZAMAN GELECEK Kİ BİZ HÜKÜMET TARAFINDAN DAYAK YİYECEĞİZ”

Kira artış fiyatları ve ENAG’ın bu konudaki yanlış tutumuna ayrı vurgu yapan Çetinkaya, ENAG’ın her ay sahibinden.com’a girip bir önceki ay kira fiyatıyla son kira fiyatını alıp, “kira şu noktadan şu noktaya çıktı” diye hesap yaptığını savundu. Çetinkaya, “oysa her ay Türkiye’deki kiracıların yüzde 5’i veya 10’u ev değiştiriyor. Ayrıca kiradaki fiyat artışları enflasyona geç yansır matematik bir gerçekliktir bu. Öyle bir zaman gelecek ki biz hükümet tarafından dayak yiyeceğiz ‘bu kadar kira artışı yok siz nerede görüyorsunuz bu artışı’ diyecekler. Kirada fiyata yansımış enflasyonun etkisini görmek biraz sabır gerektiriyor. İki yıl beklemek gerekebilir. Şu an yavaş yavaş başlıyor olabilir. Neden iki yıl çünkü bütün kiracılar ev değiştirmiyor” dedi.

“BEŞ BİN KONUTA TAKİP”

Çetinkaya Türkiye genelinde 5 bin konutun kira fiyatını takip ettiklerini açıklarken, fiyat hesaplamasında hükümetin getirdiği yüzde 25’lik sınırı esas alamadıklarını ifade etti. Çetinkaya yüzde 25 sınırını değil, fiyat artışlarını dikkate aldıklarını kaydetti.

“ENFLASYONDA BİR ŞEY ÇEVİRMİYORUZ”

Çetinkaya TÜİK’in enflasyonda bireyler çevirmediğini, TÜFE’deki giyim maddesinin enflasyonun çok üzerinde kaldığı ve bilinçli olarak baskılandığı iddialarının da gerçeği yansıtmadığını bildirdi. Çetinkaya, bütün batı ülkelerinde normal TÜFE’nin Türkiye’de olduğu gibi giyimin çok üzerinde olduğunu vurguladı.

ENAG’IN RAKAMLARI NİYE YÜKSEK

TÜİK ile ENAG arasındaki rakamsal farklılıkların nedenini de açıklayan Çetinkaya, “Endeks yürütüyoruz. Endeksi bildiğiniz fiyatla eskinin fiyatını çarparsanız kabaca bugünün fiyatını verir. 2020 fiyatıyla ENAG ve bizim endeksi yürüttük. ENAG fiyatı piyasa fiyatlarının üç beş kat üzerinde. TÜİK ‘in fiyatları gözlemlediğiniz fiyatlar. ENAG endeksi olmaması gerektiği kadar yüksek açıkladığı için o endeksle 2020 fiyatları çarptığımızda bugün rasyonel olmayan fiyatlara ulaşıyorsunuz” diye konuştu.

“ŞİRKET KARLARI ENFLASYON ÜZERİNDE BELİRLEYİCİ… FAHİŞ KAR ELDE EDİYORLAR”

Türkiye’deki enflasyonun sebeplerinin iyi araştırılması gerektiğine dikkat çeken Çetinkaya, şirket karlarının enflasyon üzerinde belirleyici etkisi olduğunu söyledi. Bu konudaki akademik araştırmalara vurgu yapan Çetinkaya, araştırmaların Avrupa’da bu etkinin yüzde 45 düzeylerinde olduğu bilgisini verdi. Çetinkaya araştırmaların Türkiye’deki şirketlerin enflasyonist ortamı kullanarak normalde beklenenden daha fazla fahiş karlar elde ettiklerini ortaya koyduğunu söyledi.

Çetinkaya ısrarlı sorular üzerine pandemi sonrasında bunun açık olarak görüldüğünü belirtirken, “Şirket karları enflasyon üzerinde arttırıcı bir etkiye sahip. Bizim verilerimizde görülüyor. AB çalışmasında yüzde 45’lere varıyor. Bizde Ensar Yılmaz hocamızın çalışmışları var bu konuda” dedi.

“TÜİK’İ IMF’YE ŞİKAYET ETMİŞLER”

Çetinkaya Türkiye’deki algılanan enflasyonla gerçekleşen enflasyon arasında farkın Avrupa’ya göre az olduğu tespitini paylaştı. İki yıl öncesine kadar ÜFE’nin yüzde 150, TÜFE’nin ise yüzde 60’larda olduğuna dikkat çekerek “TÜİK bir şeyler mi çeviriyor. TÜFE ÜFE’yi yakalamalı, saçmalık var” diye TÜİK’in eleştirildiğini anımsatan Çetinkaya, “TÜİK’i IMF Türkiye masasına şikayet etmişler IMF masası geldi baktılar ne yapıyoruz ne yapmıyoruz diye. Komik şekilde şunu fark ettiler. Bütün ülkelerde ÜFE’nin TÜFE’nin kat kat üzerinde olduğunu farkettiler teşekkür ettiler ve gittiler” diye konuştu.

ENFLASYONU AÇIKLAMA TARİHİ DEĞİŞİR Mİ

Çetinkaya “enflasyonu açıklama tarihini değiştirip değiştirmeyeceklerine” ilişkin olarak da her ayın 3’ün de değil de 7’sinde açıklamayı düşündüklerini ancak ‘TÜİK’in daha fazla makyaj yapmak için zamana ihtiyacı var” eleştirisi olacak diye kendilerini geri çektiklerini söyledi.

“ENFLASYON ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA TARTIŞILACAK”

Çetinkaya enflasyonun önümüzdeki aylarda çok tartışılacağını belirtirken, kamu zamlarının bir kısmının Haziran ayında duyurulmasına rağmen Temmuz ayına kaldığını bunun enflasyonu etkileyeceğini söyledi.

“YÜZDE 75 İLE YÜZDE 45 ENFLASYON ARASINDA FARK YOK”

Enflasyonun 75 olmasıyla 45 olması arasında bir fark olmadığını savunan Çetinkaya, “Fiyatlar artıyor. 100 TL olan ürünün fiyatı bir yıl sonra 175 olacaksa veya bir yıl sonra 145 olacak arasında can yakıcılığı açısından bir fark yok. Psikolojik olabilir belki’. TÜİK Başkanı ve bir vatandaş olarak da söylüyorum, matematiksel bir gerçeklik” değerlendirmesini yaptı.

ZAM DÖNEMİNDE ENFLASYON NEDEN DÜŞÜK ÇIKTI

Çetinkaya, emeklilerin maaşlarına zam yapılacağı sırada TÜİK’İn enflasyon oranını 1.64 gibi düşük oranda açıkladığı eleştirilerine ilişkin sorular üzerine, kamu zamlarını Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın belirlediğini anımsattı. Enflasyonun Haziran ve Temmuz aylarında düşük çıkmasının “tarihsel, yaz ayları olması, kamu zamları ve kur” gibi dört nedeninin bulunduğunu belirtti. Tarihsel sürece bakıldığında Haziran ayı enflasyonunun her zaman düşük çıktığını belirten Çetinkaya, açıklanan sigara vergi, elektrik, akaryakıt zammı gibi kamu zamlarının geçerliliğinin Temmuz ayına kaldığına dikkat çekti.

“ASGARİ ÜCRETE ZAM YAPILMAMASI ENFLASYONU OLUMLU YÖNDE ETKİLER”

Çetinkaya, asgari ücrete zam yapılmamasının enflasyonu olumlu yönde etkileyeceğini belirtirken, döviz kurlarındaki stabilitenin de aylık enflasyon oranı üzerinde olumlu etkisinin olduğunu söyledi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x